Bakan Yılmaz: “İki yılda 80 bin öğretmeni eğitim camiamıza katacağız”

Yine Ağustos’tan sonra da 10 bin öğretmen alımı daha gerçekleştireceğiz. İki yılda 80 bin öğretmeni eğitim camiamıza katacağız” dedi.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, 16 Nisan referandum çalışmalarına destek vermek amacıyla Sinop’a geldi. Valilik ziyaretinin ardından AK Parti il binasını ziyaret eden Bakan Yılmaz, bazı açıklamalarda bulundu. Bakan Yılmaz yapmış olduğu açıklamada, “Bu ana kadar gelen iktidarlar arasında eğitime en çok kaynak ayıran hükumetler biziz. Eğitime en çok önem veren biziz. Bu sadece Türkiye’de değil Sinop’ta da öyle. Biz Türkiye olarak milli gelirimizin yüzde 5.8’ini eğitime ayırırız. Gelişmiş ülkelerden daha fazla kaynağı eğitime ayırırız. Niçin 21.yüzyılı Türkiye’nin yüzyılı yapabilmek ancak eğitimden geçer 21. yüzyılda bu milleti zengin refah içinde bir ortama kavuşturabilmek, milli gelirini 2 trilyon dolar kişi başı olan gelirini 25 bin dolar ihracatını 500 milyar dolara çıkartabilmenin ancak eğitimle gerçekleşeceğinin farkındayız. Dolayısıyla da Türkiye’de 80 yılda yapılan dersliğe yakın derslik yaptık. 270 binin üzerinde. Türkiye’de bu ana kadar atanmış öğretmenlerin sayısından çok daha fazla öğretmenlerimizi atadık. Şu anda görev yapan her üç öğretmenden 2’si yaklaşık bizim dönemimizde öğretmenliğe atandı. Geçen yıl sadece 30 bin, Şubat’ta 20 bin, Ekim’de 50 bin öğretmen ataması yaptık. 50 bin sayısı bazı ülkelerin toplam kamu personeli sayısına eşittir. 20 bin öğretmen için alım yapacağımızı duyurduk, ilana çıktık. Önceki gün de öğretmen adaylarının hangi mülakat merkezlerinde sınava gireceğini açıkladık. Yine Ağustos’tan sonra da 10 bin öğretmen alımı daha gerçekleştireceğiz. İki yılda 80 bin öğretmeni eğitim camiamıza katacağız. Niçin amacımız daha kaliteli bir eğitim vermek” diye konuştu.

“Daha kaliteli bir eğitim vermek için ikili eğitime kaldıracağız”

Bakan Yılmaz sözlerine şöyle devam etti: “Tabii Sinop’ta da ikili eğitimin kaldırılmış olmasından da bu yıl itibarı ile çok büyük bir memnuniyet duydum. Emeği geçenlere milletvekillerimize, başkanlarımıza, AK Parti ailesine, valimize ve milli eğitim çalışanlarına huzurunuzda teşekkür ediyorum. Niçin ikili eğitime kaldıracağız? Daha kaliteli bir eğitim vermek için. Başbakanımızın talimatı üzerine. Okul öncesi eğitimi 5. yaşlar için ilkokul başlama yaşından önceki bir yaş öyle diyoruz zorunlu eğitim kapsamına alacaksınız bir de yabancı dil ilkokuldan sonraki ortaokulun birinci sınıfında yabancı dil ağırlıklı sınıf haline getiriyoruz, hazırlık sınıfı gibi. İstiyoruz ki evlatlarımız bir dili kendi anadili gibi anlayabilsin, kafasındaki düşüncesini ne varsa onu da ifade edebilsin diye. Ücretsiz süt dağıtıyoruz, ücretsiz tablet bilgisayar veriyoruz. Eve kadar gelebilecek engelli evladımız varsa evine öğretmen gönderiyoruz. Eskiden bunlar olur muydu? İnsana değer verirseniz bu olur.”

“Yeni sistem hukuk devleti ilkesine daha uygun”

Şu anda hiçbir partinin oyunun yüzde 50’nin üzerinde olmadığını belirten Bakan Yılmaz, “Yüzde 50 hükümete gelebilmek için, bu ülkeyi yönetebilmek için, başka partilerden oy alabilmek lazım. Başka partileri de kucaklamak lazım. Bu ancak uzlaşmayla olur. İşte bu yüzden diyoruz ki bundan sonraki gelen hükümetlerin mutlaka toplumun tamamını kucaklaması lazım. Uzlaşmanın Türkiye’ye zararı olur mu? Eskiden önemli değildi. ‘Ben 34 aldım, 40 aldım ben bununla Türkiye’yi yönetirim, geri kalan dışarıda da kalsın’ denebilirdi. Biz hiç demedik. Ayrımcılık yok, hizmette adalet var. Ondan hiç şüpheniz yok ama bundan sonra hükümet olmak istiyorsak uzlaşma gelecek. Uzlaşmanın da Türkiye’ye faydası var. Bakın uzlaşma herkesi değiştirir. Türkiye’nin bir barış iklimine ihtiyacı var. Bunu da bu sistem sağlayacak. Yine bu gelen sistem hukuk devleti ilkesine daha uygundur. Hukuk devleti ilkesinde, hukuk devleti yetkisine hesap verebilir olması lazımdır. Yetkisi olanın sorumlu tutulabilir olması gereklidir. Türkiye’deki mevcut durumda yürütme iki başlıdır. İki başlılığı kaldıracağız. Şimdi diyoruz ki ‘yetkiyi ikiye bölmeyelim, iki başlılığı ortadan kaldıralım.’ Yetki verdiğimizde de her şeyden sorumlu olsun. Yaptığı bütün işlemler yargı denetimine tabidir. Hukuk devletinin gereğidir. Suç işlerse de TBMM tarafından Yüce Divan’a sevk edilebilsin. Ama önceden kesinlikle Cumhurbaşkanı’nı Yüce Divan’a sevk edebilmek mümkün değildi. Bu makama Cumhurbaşkanı’nın geleceği düşünülmemiş, bu makama Ankara’da çatık kaşlı, asık suratlı bir bürokratın geleceği düşünülmüş. Bazen bu bürokrat yargıdan bazen de silahlı veya silahsız bürokrasiden geliyor, milletin içinden çıkacağı düşünülmemiş” ifadelerini kullandı.

Posted Under
Genel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir